Türkiye’de kentleşme ve imar faaliyetleri, düzenli ve sürdürülebilir bir yapılaşmayı sağlamak amacıyla sıkı yasal düzenlemelere tabidir. Bu bağlamda, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi, arazi ve arsa düzenlemelerinin temelini oluşturur. Bu maddeye dayanan “İmar Kanununun 18 inci Maddesi Uyarınca Yapılacak Arazi ve Arsa Düzenlemesi ile İlgili Esaslar Hakkında Yönetmelik”, belediye ve mücavir alanlarda imar planlarının uygulanması sırasında taşınmazların düzenlenmesi, ortaklık paylarının belirlenmesi ve parselasyon işlemlerini detaylı bir şekilde ele alır. İlk olarak 2 Kasım 1985’te Resmi Gazete’de yayımlanan bu yönetmelik, en son 22 Şubat 2020’de güncellenmiştir (Resmi Gazete Sayı: 31047).
Bu yönetmelik, kentleşmenin hızlı arttığı ülkemizde, arazi kullanımını optimize ederek kamu yararını gözetir. Düzenleme ortaklık payı (DOP) gibi kavramlar üzerinden, yol, park ve yeşil alanlar gibi umumi hizmetler için gerekli alanların sağlanmasını amaçlar. Bu makalede, yönetmeliğin amacı, kapsamı, temel kavramları ve uygulama esaslarını ayrıntılı olarak inceleyeceğiz. Amacımız, bu karmaşık konuyu anlaşılır bir şekilde sunmak ve okuyuculara pratik bir rehber sağlamak.
Yönetmeliğin temel amacı, İmar Kanunu’na göre arazi ve arsa düzenlemelerinin nerelerde ve nasıl yapılacağını belirlemektir. Bu sayede, düzensiz yapılaşmanın önüne geçilerek, kentlerin planlı bir şekilde büyümesi sağlanır. Kapsam açısından ise, belediye ve mücavir alan sınırları ile bu sınırlar dışındaki uygulama imar planı alanlarında bulunan binalı veya binasız arazi ve arsaları kapsar.
Yasal dayanağı, İmar Kanunu’nun 44/I-c maddesidir. Bu çerçevede, yönetmelik düzenleme sahalarının tespitinden parselasyon planlarının tesciline kadar tüm süreci kapsar. Özellikle DOP oranı, yönetmeliğin en kritik unsurlarından biridir: Bu oran, düzenlemeye tabi alanlardaki umumi hizmetler için en fazla %45’e kadar kesinti yapılmasına izin verir. Bu pay, değer artışı karşılığında alınır ve bir parselden bir defadan fazla DOP kesintisi yapılmaz; ancak imar planı değişiklikleri durumunda tamamlayıcı kesintiler uygulanabilir.
Yönetmelik, uygulama sırasında kullanılan kavramları net bir şekilde tanımlar. Bu tanımlar, sürecin şeffaf ve tutarlı olmasını sağlar:
Bu tanımlar, yönetmeliğin teknik altyapısını oluşturur ve uygulamada tutarlılık sağlar.
Yönetmelik, düzenleme sürecini adım adım düzenler. Belediyeler ve valilikler, 5 yıllık programlarda öncelik vererek düzenleme sahalarını belirler. Saha en az bir imar adası büyüklüğünde olmalıdır, ancak istisnalar mümkündür.
Düzenleme sınırı, iskan sınırlarından veya yol eksenlerinden geçirilir. Umumi hizmet alanları DOP ile karşılanır ve korunması gereken yapılar imar parselleri içinde bırakılır. Toplu inşaatlarda (örneğin kooperatifler veya siteler), vaziyet planına göre düzenleme yapılır.
İmar parsellerinin oluşturulması ve dağıtımında, parseller eski yerlerine yakın tahsis edilir; hisselendirme yapılabilir. DOP alınamayan durumlarda bedele dönüştürülür. Kamu tesisleri (okul, hastane gibi) için arsalar hisselendirilir ve uygulama masrafları mal sahiplerinden tahsil edilir.
Yönetmelik ayrıca teknik detayları kapsar: Uygulama haritaları, cetveller, aplikasyon esasları, parselasyon planları ve tescil işlemleri gibi.
İmar Kanunu’nun 18. maddesi ve ilgili yönetmelik, Türkiye’de sürdürülebilir kentleşmenin anahtarıdır. Bu düzenlemeler, kamu yararını ön planda tutarak arazi kullanımını optimize eder ve değer artışlarını adil bir şekilde paylaşır. Ancak uygulamada karşılaşılan idari davalar, yönetmeliğin doğru yorumlanmasının önemini vurgular.
Detaylar için, Mevzuat Bilgi Sistemi’ni (mevzuat.gov.tr) ziyaret etmeniz önerilir.